2011 LYS 2 Biyoloji Soru ve Cevapları

SORULARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

ÇÖZÜMLER

1.

B-C-D ve E şıkklarında verilen moleküller birer polisakkarit çeşididirler. Denklemi şudur. 
c1
Kollesterol molekülü ise steroidler grubunda bir yağ molekülüdür. Cevap A
Not : Kitin ve glikojen hayvansal polisakkarit, nişasta ve selüloz ise bitkisel kaynaklı polisakkaritlerdir. Bu moleküllerden glikojen ve nişasta deposal, kitin ve selüloz ise yapısal olarak canlı vücudunda görev alırlar.

2.

Fotosentez reaksiyonları ökaryat hücrelerde kloroplast organelinde gerçekleşir. Kloroplast çift katlı zardan oluşur dış zar düz iç zar ise içeriye doğru kıvrımlar oluşturarak üst üste dizilmiş lamellerden oluşur. Bu yapıya grana, grana arasındaki boşlukları dolduran sıvıya stroma denir. Fotosentezin ışık reaksiyonları granalarda karbon tutma reaksiyonları ise stroma içerisinde gerçekleşir. Şekilde stroma 3 numara ile gösterilmiştir. Cevap C

 


3.

Deney düzeneğinde bakterilerin kullandığı besin zamanla tükendiği için öncelikle azalan bir grafik aranmalıdır. Buda D ve E şıklarında verilmiştir. Daha sonra gerçekleşen bir mutasyon sonucunda bazı bakterilerin ortamdaki atık maddeleri besin olarak kullandığı bilgisi verilmiştir. Bu da bakterilerin tekrardan üremeye başladıklarını gösterir. Grafiğin tekrardan artış göstermesi beklenir. Bu da D şıkkında verilmiştir.

4.

Protein sentezinin ökaryot hücrelerde gerçekleştiği organaller şematize edilmiştir. Birinci kısım DNA’nın bulunduğu ve mRNA’nın oluştuğu çekirdek, ikinci kısım ribozomun bulunduğu ve protein sentezinin gerçekleştiği sitoplazma, üçüncü kısım ise oluşan protein moleküllerinin hücrede istenilen yere iletimini gerçekleştiren endoplazmik retikulum organeli gösterilmiştir. Cevap B


5.

Ökaryot hücrelerde gerçekleşen oksijenli solunum reaksiyonlarının krebs evresi reaksiyonunda gerçekleşen olaylarda çıkan karbondioksitteki oksijenin kaynağı glikoliz reaksiyonlarında kullanılan glikozun oksijenidir. Cevap E

6.

Ökaryot bir hücrede DNA’da bulunan üçlü nükleotit gruplarına kod, mRNA üzerindeki üçlü nükleotit gruplarına kodon, tRNA’daki üçlü nükleotit gruplarına antikodon denir. Antikodonlar mRNA’dan alınan şifreye göre sentezlenir. Buna göre birinci aminoasitin antikodonu GUC ise mRNA’daki kodonu CAG, ikinci aminoasitin antikodonu CUA ise mRNA’daki kodonu GAU, üçüncü aminoasitin antikodonu UCA ise mRNA’daki kodonu AGU olur. Cevap B


7.

Krossing over: homolog kromozonların kardeş olmayan kromotitleri arasındaki parça değiş tokuşu olayıdır. Bu olay sayesinde genetik çeşitlilik artar. Şıklarda verilen ifadelerde C-D ve E de homolog kromozonlar ifade edilmemiştir. B de ise karşılıklı olarak iki kromozon vardır ancak bunlar homolog değillerdir. Homolog olabilmesi için karşılıklı lokuslarında aynı özelliğe etki eden alelgen çiftleri bulundurması gerekirdi.  A’da homolog kromozonlar arasında alelgenlerin karşılıklı olarak yer değiştirmesi ifade edilmiştir. Bu olay krossing overdır. Cevap A

8.

Homolog kromozonların karşılıklı lokuslarında aynı karaktere etki eden gen çiftleri bulunur.
Lokus: genlerin DNS üzerinde bulunduğu yere denir.
Alelgen : Aynı karaktere etki eden gen çiftlerine denir. Örnek: Bitkilerde sarı tohum rengi-yeşil tohum rengi farklı özellik göstermesine rağmen aynı karaktere (tohum rengi) etki eden alelgen çiftleridir. Soruda da çiçek renginin oluşumundan sorumlu bir genin iki farklı alelinden bahsedilmektedir ve bu alellerle ilgili olarak I ve III deki ifadeler doğrudur. İkide de iki farklı alelden bahsedilği için DNA’daki baz dizilimlerinin aynı olması beklenemez.
Cevap E


9.

Verilen Soy ağacında otozomal (vücut kromozomu) çekinik olarak kalıtılan bir özellikten bahsetmektedir. Çekinik karakterler sadece homozigot durumda etkisini fenotipte (dış görünüş) gösterebilen karakterlerdir. Bu durumda 1 kızına bu çekinik karakteri vermekle birlikte kendisi fenotipte göstermemektedir. Bu nedenle 1 heterozigottur. 2 için kesin bir yargıya varılamaz çünkü anne ve babası heterezigot olmakla birlikte bu çekinik karakteri taşıyıp taşımadığı belli değildir. 4 ve 5 de ise babaları bu çekinik karakteri fenotipinde gösterdiği için homozigottur ve çocuklarına mutlaka bu çekinik karakterden 1 tane vermek zorundadır. 4 ve 5 heterozigottur. 3 deki bireyin kız çocuğu bu karakteri homozigot durumda fenotipte gösterdiğine göre 3 deki bireyde heterozigottur. Cevap B

10.

Oluşan yeni bireylerin kalıtsal özelliklerinin atasındakiyle birebir benzeyebilmesi için eşeysiz üreme gerçekleştirmesi gerekir. A'da eşeysiz üreme çeşitlerinden tomurcuklanma, B'de eşeysiz üreme çeşitlerinden sporla üreme, D'de diploit bir canlının diploit yumurtasından partenogenezle (mayoz bölünme ve döllenme gerçekleşmez) gelişen yeni bir bireyin oluşumu ve E'deki planaryanın vücudunun ikiye bölünmesiyle oluşan bireyler eşeysiz üreme sonucu oluşmuştur. Bu durumda atayla aynı kalıtsal özelliklere sahiptirler. C şıkkında ise hermafrodit canlıların birbirlerin, döllemesiyle oluşan  yeni bireylerden bahsediliyor bunun kalıtsal özelliği iki farklı atası olduğundan dolayı her iki atayada birebir benzemeyebilir.
Not: Hermafrodizim : erkek ve dişi üreme organlarına sahip olan canlılara hermafrodit (erselik) canlı denir. Bazı hermafrodit canlılar kendi kendini dölleyebilme özelliğine sahiptirler yani kendi spermi kendi yumurtasını dölleyebilir. Örnek tenya. Ancak doğada bu olay engellenmiş olabilir. İki hermafrodit canlıdan birinin spermi diğerinin yumurtasını dölleyebilir. Bu eşeyli üremeye örnek olarak gösterilir ve kalıtsal çeşitlilik artar. Örnek : toprak solucanı.  Soruda ikinci durum ifade edilmiştir. Cevap C


11.

D de verilen ifadede besin miktarına göre midenin hacminin değiştirilmesi mideyi korumaya yönelik bir durum değildir. Bu midenin yapısal bir özelliğidir. Mide duvarı Çok katlı değişici epitel (transisyonel) epitelden oluşur ve besin miktarına göre değişkenlik gösterir. Bu duruma başka örnekler rahim ve idrar torbası içinde verilebilir. A şıkkında pepsinin aktif formu asidik ortamda çalıştığından mide duvarına zarar verebilir. B'de midenin iç yüzeyini kaplayan epitel hücrelerinin sık sık yenilenmesi zarar görmüş olanların onarılması korumaya yönelik bir özelliktir. C şıkkında midenin iç yüzeyinin mukus tabakasıyla kaplı olması midenin asidik ortamından mide duvarını korur.  E şıkkında midede HCl (Hidroklorik asit) ve pepsinojenin farklı hücrelerden salgılanması mideyi korumaya yönelik bir adaptasyondur çünkü inaktif durumda olan pepsinojen HCl ile aktif form olan pepsine dönüşür. Cevap D

12.

Dağda yaşıyan birey deniz kıyısında yaşayanlara göre daha yüksekte olduğundan kandaki hemoglobin miktarı, soluk alıp verme hızı nabız sayısı ve alyuvar sayısı fazladır. Ancak yükseklik ile basınç arasında ters orantı vardır. Yükseklere çıkıldıkça atmosferin basıncı düşer ve atmosferde bulunan gazların yoğunluğu azalır. Böylece alveollerdeki oksijen kısmi basıncının da düşük olması beklenir. Cevap C


13.

Kılcal damarlar atar damarlar ve toplar damarlar arasında bulunan tek katlı epitel hücrelerinden oluşur. Kılcal damarların görevi hücreler ile kan arasında madde alışverişini gerçekleştirmektir. Kılcal damarların atar damar ucunda kan basıncı doku sıvısındaki ozmotik basıncından büyüktür. Bunun sebebi atar damardan almış olduğu besin ve oksijenin hücreler geçişini sağlamaktır. Kılcal damarların toplar damar ucunda ise kan basıncı doku sıvısındaki ozmotik basıçtan küçüktür böylece doku sıvısında bulunan atık maddeler ve karbondioksit kana geçer ve hücrelerden uzaklaştırılır. Cevap A

14.

Soruda verilen grafikte bir hastalık etkeniyle ilk kez ve yıllar sonra ikinci kez karşılaşan bir insanın kandaki antikor derişimi gösterilmiştir. Şıklarda verilen makrofaj, bazofiller, nötrofiller, Eozinofiller  ve B lenfositlerinin tamamı bağışıklık sistemi elemanlarıdır ancak makrofaj, bazofil, nötrofil ve Eozinofiller vücuda giren hastalık etkenlerini fagositoz yöntemiyle yok ederken B lenfositleri hastalık etkenlerine (mikroplara) karşı antikor üretirler ve çok çeşitli enfeksiyonlara karşı mikroorganizmaları tanır ve daha sonrada bu mikroorganizmayla karşılaşsa bile antikor üretimini tekrardan başlatabilir. Ayrıca B lenfositleri temel bağışıklık sistemi elemanlarıdır. Cevap E


15.

Normal bir insanda yoğun egzersiz sırasında solunum hızı artar. Bu durumda oksijen tüketimi  ve karbondioksit yoğunlu artar. Karbondioksitin artması kanın Ph’nı düşürür (ortam asidik olur). Kandaki karbondioksitin artması solunum merkezini uyarır. Bu uyarılma sonucunda diyafram ve kaburgalar arası kaslar uyarılır ve soluk alıp verme hızlanır. Cevap B

16.

Tatlı sularda yaşayan bir hücrelilerde hücre içine giren fazla suyun dışarıya atılmasını sağlayan kontraktil kofullar ve en gelişmiş canlı grubu olan memelilerdeki boşaltımda görev alan böbreklerdeki en temel ve ortak görev su ve iyon dengesini korumadır. Yani hemoostazinin (iç denge) korunmasıdır.  Cevap B


17.

Glomerulustan bowman kapsülüne süzülen Sıvının hepsi dışarıya atılmaz. Süzüntü içinde bulunan su, glikoz, amino asit, inorganik tuzların nefron kanallarındaki hücrelere alınmasına geri emilim denir.Geri emilen maddeler nefron kanallarını saran kılcal damarlara geri verilir. Henle kulpu idrardaki suyun azalmasını sağlar.Bu nedenle çöl hayvanlarında henle kulpu daha uzundur. Henle kulpu daha kısa olsaydı idrarda daha fazla su bulunurdu ve idrar daha seyreltik bir özelliğe sahip olurdu. A şıkkında verilen konsantre (yoğun) idrar oluşturabilme yeteneğinde azalma olması henle kulpunun kısa olduğu durumda gerçekleşirdi. Cevap A

18.

Vazopressin (ADH) hormonu böbreklerden suyun geri emilimini arttırır ve vücudun su tutmasını sağlar. İnsanda kan plazmasında ozmotik basıncın artması çözülmüş madde miktarının artması demektir. Bu durumda vücut su kaybetmek istemez ve suyu tutar. Kan plazmasının ozmotik basıncının artışı vazopressin hormonunun salgılanmasını uyarır ve vücut su tutar. I ve II deki ifadelerde ozmotik basıncın azalması durumu verilmiştir. Bu durumda su miktarı fazladır. Ozmotik basınç ile su miktarı arasında ters orantı vardır. Cevap C


19.

Soruda verilen ifadede insanda beyin kabuğunun motorik merkezinde el, ayak, yüz vb.nin temsil edildiği alanın büyüklüğü birbirinden farklıdır denilmiştir. Bunun temel sebebi; beyin kabuğunda bulunan motorik merkeze uyarı gönderen duyu almaçlarının sayısı ve yoğunluğunun farklı olmasıdır. Cevap E

20.

Beyin ektodermi içe çökerek beyin boşluğunu oluşturur. Önbeyinden uzanan iki çıkıntı oluşur. Çıkıntılar baş ektodermine doğru şişkinleşerek büyür. İçe çökerek iki tabakalı optik çukuru (göz kadehi) oluşturur. Optik çukurun kalın iç tabakasından retina (ışığa duyarlı kısım) Dıştaki ince tabakasından da retinanın pigment tabakası oluşur.Optik çukur baş ekdotermine değdiğinde ise mercek gelişmesi başlar. Eğer optik çukurun uzantıları ektoderme değmezse mercek oluşamaz. Optik çukur normal yerinden alınıp vücudun başka bir yerine aşılanırsa dokunduğu ektodermi mercek haline getirir. Cevap B


21.

Kreatin fosfat uzun süreli egzersizde ATP üretimini arttıran bir moleküldür. Bu nedenle miktarında azalış görülür. Uzun süreli egzersizde yeterli oksijen alınmadığında çizgili kas hücreleri laktik asit fermantasyonu yaparak enerji elde eder. Ortamda laktik asit birikir. ATP molekülünün defosforilasyonu sonucu ortamda ADP ve inorganik fosfat miktarı artar. Fosfatın koparılması sonucu oluşan enerji (7300 cal) uzun süreli egzersizde kullanılır.
Not: ATP nin yapısında adenin azotlu organik bazı, 5 karbonlu riboz şekeri ve 3 fosfat molekülü bulunur. Fosfat molekülleri arasında yüksek enerjili fosfat bağları bulunur. Bu bağların koparılması sonucu (defosforilazyon) açığa çıkan enerji metabolik olaylarda kullanılır. Cevap D

22.

Soruda verilen I, II, II ve IV deki ifadelerin hepsi embroyonik örtülerdir.
1 Koryon: görevi koruma ve solunum.
2 Allantoyis : boşaltım ve solunum
3 Amniyon : sarsıntı, ısı değişimi ve fiziksel etkilerden korunma
4 vitellüs kesesi : besin ihtiyacını karşılama görevlerine sahiptirler.
Bu örtülerden koryon ve allantoyis iç döllenme ve dış gelişim yapan kuş ve sürüngenlerde gaz alışverişini sağlayan örtülerdir.
Cevap A


23.

Sürgen (Meristem) Doku: Bitkilerde bölünme yeteneği sürekli olan dokudur. Sürekli bölünerek değişmez dokuları oluşturur. Bu doku bitkinin uzamasını ve kalınlaşmasını sağlar.  Cevap B

24.

E şıkkında verilen epidermis hücreleri dermotojen hücrelerinin farklılaşması ile oluşur. Cevap E
not: Kambiyum nedir
Çift çenekli bitkilerin gövde ve kökünde yer alan, yeni odun ve soymuk tabakaları oluşturarak bitkinin kalınlaşmasını sağlayan ve meristem hücrelerinden meydana gelen tabaka.
Bitkilerin iletim demetlerinde, bir ya da birkaç sıra meristematik hücre tabakasından oluşan, ikincil kalınlaşmayı ve enine büyümeyi sağlayan doku.


25.

Verilen şemada odun soymuk borularındaki madde iletimi gösterilmiştir. Şemada verilen okların yönleri takip edildiğinde suyun kökten yapraklara doğru tek yönlü iletimi odun borularında gerçekleşir. Odun borularında ilerleyen su canlı hücrelerden oluşan soymuk borularına difüzyonla aktarılır. Soymuk borularının yanlarında bulunan canlı hücreler arkadaş hücreleridir ve şemada K olarak gösterilmiştir. Arkadaş hücrelerinin yanında bulunan ve şemada L hücresi olarak gösterilenler ise fotosentezi gerçekleştiren kaynak hücreleridir. Bu hücrelerde üretilen şeker soymuk boruları aracılığıyla şemada gösterilen M hücresine yani şekerin depolandığı havuz hücrelerine gönderilmektedir. Cevap A

26.

Işıklı ortamda büyütüldükleri için fotosentez yapabilirler ve ışığa karşı fototropizma hareketini gerçekleştirmesi beklenir ancak 2.düzenektedi bitki devamlı hareket halinde olduğundan bitkinin kökünün yer çekimine doğru artıgeotropizma ve gövdesinin yer çekiminin zıttı yönde yani eksigeotropizma hareketini yapması beklenmez. Cevap E


27.

Otçul hayvan türlerinden sadece birinin soyunun tükenmesi diğer otcul hayvan türleri arasındaki besin rekabetini azaltır. Cevap D

28.

Verilen şemada doğadaki azot döngüsü ifade edilmiştir. Canlılar havadaki serbest azotu doğrudan yapılarına katamazlar sadece azot bakımından fakir topraklarda yaşayan baklagillerin köklerinde bulunan azot bağlayıcı bakteriler havanın serbest azotundan yararlanabilirler ve havadaki serbest azotu bağlayarak çürükçül bakterilerin ölmüş bitki ve hayvan kalıntılarından elde ettikleri amonyağın yapısına katarak amonyumu oluştururlar. Amonyum önce nitrite daha sonra nitrat bakterileri tarafından nitrata dönüştürülür. Böylece topraktaki azot tuzları oluşturulur. Bu olara nitrifikasyon denir. Topraktaki azot tuzları denitrifikasyon olayıyla tekrardan havanın serbest azotuna dönüştürülür. Bu olayı gerçekleştiren bakterilere denitrifikasyon bakterileri denir. Cevap B


29.

Canlıların fenotipinin ortaya çıkmasında kalıtım ve çevrenin etkisi vardır. Farklı organizma türleri evrimsel süreçte benzer çevre koşullarının etkisiyle benzer uyumsal özellikler kazanırlar bu olaya adaptasyon denir. A,B, D ve E şıklarında canlıların çevreye uyum süreci ifade edilmiştir yani birer adaptasyon örneğidir. C şıkkında verilen insanların farklı kan gruplarına sahip olması ise sadece kalıtımın etkisiyle gerçekleşen bir özelliktir. Cevap C

30.

Doğal seçilim olayı canlıların değişen ortam koşullarında sağlıklı ve güçlü olaranların hayatta kalması, zayıf olanların ise elenmesi sürecidir. Bu olay her zaman popülasyonun çevreye uyumunu sağlayacak yönde gerçekleşir. Mutasyonların çoğu canlı için zararlıdır ve uyumu güçleştirir. Genetik sürüklenme ise ; küçük bir grup canlının genetik havuzunda tamamen şans eseri oluşmuş değişikliklerdir. Cevap A

Başa Dön
LYS Biyoloji Soruları Hakkında Asuman Hoca'nın Yorumu : LYS ve YGS konularının biyoloji dersinde birbirinden ayrımı söz konusu değildir. Herkese başarılar.
Kaynak
Biyoloji Öğrt. Asuman TOZAN
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Asuman Tozan Facebook Sayfası