2012 LYS EDEBİYAT SORU ve ÇÖZÜMLERİ - 23 Haziran 2012

Soruları Görmek için tıklayın
Bu çözümler www.edebiyatsorulari.com tarafından hazırlanmıştır.
1.
Oldukça açık sorulardan biri. A – analiz etmek, incelemektir. B – uyum hem cevapta hem soruda söylenmiş zaten. C – ortak çalışmak, işbirliği yapmaktır. D – çeşitli bakış açıları, farklı görüşlerdir. E – Kanıtlarla düşüncelerini açıklamaktan bahsediyor. Cevap şıkkında ise düşünceden, kanıttan, nesnellik yani bilimsellikten hiç iz yok.

Cevap: E

2.
Çağın gereklerine uygun donanımdan kasıt, eğitimde teknolojinin takip edilmesi, bilgisayar kullanılması gibi şeyler. Ama parantez içinde eğitimde kullanılan araçlardan bahsedilmiyor, sorgulama yapmadan öğrenme anlayı anlatılıyor. Bu yüzden parantez yanındaki cümleyi açıklamıyor.

Cevap: B

3.
I. Çağdaş öykü ile eski öyküler başvurdukları anlatım bakımı yönünden karşılaştırılıyor.
II. Bahsedilen anlatıcı ile geleneksel anlatıcının dili kullanma şekli karşılaştırılıyor.
IV. Çağdaş öykü ile şiir III’te anlatılanlar yönüyle karşılaştırılıyor.
V. Diğer öyküler ile çağdaş öyküler eksiltili anlatıma yer verme yönüyle karşılaştırılıyor. (Bunu en çok sözlerinden anlıyoruz)

Cevap: C

4.
I. Kendine yetmeyi sağlaması olumlu bir etki.
II. Amacın peşinden gidip diğer her şeyi ışlama tutumu öneriliyor.
III. Sadece yazmanın tek kişilik bir eylem olduğu söylenmiş, düşünsel donanıma hiç değinilmemiş.
IV. Duygu ve zamanı iyi yönetmek gerekliliği verilmiş.
V. Söylenenleri yapmayanların başarısız oldukları açıklanmış.

Cevap: C
5.
I. Tanık oluyoruz demiş, demek ki bilinen bir durum.
II. Batı Anadolu kentlerinden bugüne kalanları içeriyormuş çalışma.
III. İzlenimci bir ressam gibi algılamış.
IV. Burada sanatçının yapmadığı bir durum anlatılıyor. Başka alana yönelme yok.
V. Çekildiği zamanın(anın) izlenimlerini anlatıyor.

Cevap: D
6.
I. gökyüzü -n- ün  alt- ı(belirtili ad tam.) kocaman gökyüzü: sıfat tamlaması

II. bükülmüş bel: sıfat tamlaması

III. başı-n- ın üzeri: belirtili ad tamlaması ama tamlayan olan baş sözcüğü herhangi bir sıfatla nitelenmemiş. Eğer “güzel” başının üzerindeki demiş olsaydı o zaman cevap bu da olabilirdi. bulut kümesi: belirtisiz ad tamlaması başının üzerindeki bulut kümesi: Burada da belirtisiz ad tamlamasını belirten sıfat söz konusu. Hangi bulut kümesi? Başının üzerindeki. kıvrılarak giden yol: sıfat grubu

IV. yaşlı kadın: sıfat tamlaması içinden geçtiği bu güzellik: sıfat grubu

V. sonbahar-ın renkler-i: Yine belirtili ad tamlaması, ama tamlayan olan “sonbahar” sözcüğü bir sıfat almamış. Sonbaharın renkleri içinde bir küçük leke: sıfat grubu

Cevap: A
7.
I. İlk sahnesi 1930’larda başlayan ve bir maden mühendisinin çevresinde olup bitenleri anlatan bu film(Özne), olağanüstüydü(Yüklem).

II. Filme(Dolaylı T.), Zonguldak’ın yirmi yıl önceki durumunu görme heyecanıyla(Zarf T.) gittim(Yüklem).

III. Filmde anlatılan olaylar(Özne) çoğunlukla(Zarf t.) iç mekânlarda(Dolaylı T.) geçiyordu(Yüklem).

IV. Dış mekânlar(Özne), umduğumdan daha az kullanılmasına karşın(Zarf T.) oldukça(Zarf T.) etkileyiciydi(Yüklem).

V. Mühendisin, grizu gazını saptamak için madenci lambasıyla yaptığı ölçüm(Özne), filmin çarpıcı sahnelerinden biriydi(Yüklem).

Cevap: B
8.
I. Hangi amaç? Yazmadaki amaç: sıfat tamlaması. -ki “yazma” eylem adının sıfat olarak kullanılmasını sağlayan sıfat türeten -ki’dir.

II. ya da bağlacı var.

III. İlgi zamiri olan aitlik bildiren -ki yok.

IV. … ağır bastığı bir roman… : Buradaki “bir” herhangi bir anlamında kullanıldığı için belgisiz sıfat.

V. “alarak” sözündeki “-arak” zarf-fiil.

Cevap: C
9.
a. “-l,-n,-ş” eklerini almayan tüm fiiller etken çatılı, “dedi” yüklemi de etken yani.

b. “Gülün Adı yayımlandıktan sonra, romanı sinemaya uyarlamak isteyen yönetmen” Hangi yönetmen sorusunu cevaplayan bir sıfat grubu söz konusu.

c. Olumsuzluk eki -ma, değil ve yok sözcükleri olmadığına göre olumlu, yüklem sonda olduğuna göre de kurallı bir cümle.

d. roman-ı(çekim eklerinden hal ekini almış), sinema-y-a(çekim eklerinden hal eki almış)…

e. Cümledeki fiiller ve zamanları: – yaz-mış-sınız: geçmiş z. – tut-muş-sunuz: geçmiş z. – de-di: geçmiş z.

Cevap: E
10.
Gün adları özel, belirli bir günü yansıtmalı büyükle başlaması için. Yani 16 Haziran Cuma gibi. Burada öyle bir durum olmadığı için c küçük olmalı.

Cevap: D
11.
Yetiştirme işini bahçe yapıyormuş anlamı çıkıyor cümleden. Yetiş – tir yapım (oldurganlık) ekini sonrasında da -en sıfat-fiil ekini almış. Meyve sebzeyi bahçe yetiştirmediğine, onlar bahçede bir özne tarafından yetiştirildiğine göre fiilimsideki -tir ekinden sonra -l edilgenlik eki gelmeli. Çünkü cümlede işi yapan özne yok, söylenmemiş, böyle cümlelerin yüklemi edilgen olmalı.

Cevap: A
12.
Sadece 3. cümlede kendi kütüphanesinden bahsediyor, diğerlerinde genel yorumlar yapıyor. Ayrıca sadece 3.te kitap yazmasından bahsediyor, diğerlerinde anlayarak okuduğu kitaplardan bahsetmiş.

Cevap: B
13.
I ve II’de yazarın tüm kitaplarıyla ilgili bilgiler verilirken, III’te sadece öyküleriyle ilgili bilgiler verilmeye başlanmış.

Cevap: B
14.
Editör her işi yapıyor(V), zaten o yayın evleri çok dalda ürün veren yazarlara yer veriyor(Eklenecek cümle) İki durum ortak noktadan birleştiriliyor yani V’ten sonra gelmeli.

Cevap: D
15.
a. Parçadaki iki cümle de yüklemli, demek ki eksiltili cümle yok.
b. Nesnellik hiç yok, direk karşısındaki kişiyle konuşuyormuş gibi.
c. Su, balık çeşitleri, şair…
d. masmavi, dipdiri
e. Kişisel görüş yansıtır.

Cevap: A
16.
a. babasız kitap, öksüz cilt kişileştirme örnekleri
b. İlk cümlede söylediği düşünceyi açıklıyor.
c. “Bu nedir?” gibi bir sorunun cevabına yer verilmediği için, yani bize tek bir kavram öğretilmediği için tanım yok.
d. Alıntı kısımda sorular var.
e. Carlos adlı kişiden alıntı var.

Cevap: C
17.
b. İyi yazmanın koşulu sözcük dağarcının zenginleşmesi olarak verilmiş.
c. Zaman, kişi, olay var, öykülenmiş.
d. 3. cümlede sesini, sonrakinde de Ataç’ın görünüşünü betimliyor.
e. Ataç ile Hawthome’un uyarıları karşılaştırılıyor.

Cevap: A
18.
2. cümlede şikayeti var yazarın. Anlatılar kısalıp özleşiyormuş teknolojik yaşamın etkileri yüzünden. (Oylum hacim demektir) 2′de kısalması denmiş B’de de büyük oylum denerek zıttı verilmiş durumun.

Cevap: B
19.
a. Anlatımın yoğun olmasına önem veren yazar neyi niçin yaptığını bilmek zorunda, bu bilmediğine göre önem vermiyor.
b. Amaç sadece güzel söz, bu yüzden sözcüğün içi boş olsa da önemli olan süslü püslü olması.
c. Yadırgatıcı, yepyeni benzetmeler denmiş.
d. Şairanelik anlatımın üslubun süslü olması demek olduğuna göre bu yazarla bağdaşan bir tutum.
e. Süsü seven doğallığı sevemeyeceğine göre…

Cevap: E
20.
a. Yazar bahsettiği iki eserin de özyaşam öyküsünden izler taşıdığını söylemiş.
b. 3 ve 4. cümlelerde okukanlar da bunlarda kendi yaşamlarının izlerini bulmalı diyor.
c. Gerçeği estetikle verdim diyor, romanın belgesel olmadığını vurguluyor.
e. Türsel doku sözüyle yazarın roman romandır, belgesel değildir düşüncesi kastedilmiş.

Cevap: D
21.
a. Hiçbir işte iyi değildim dediğine göre kendini çok eleştiriyor.
b. Yaptıklarını anlatmış ama bunların faydalı olup olmadığı yok parçada.
c. Kimse iyiydin demediği için kabuğuna çekilmiş.
d. Gerçekten yaşadığını düşünüyorsa bu işleri yapıp da demek ki o işlerin yaşamına anlam verdiğini düşünüyor.
e. Tekrara düşünce işi bırakıyor, demek ki yinelemekten kendisini, korkuyor.

Cevap: B
22.
a. İlk cümlede kendisini anlamaya çalıştığı söylenmiş.
b. Yazar, aydın, düşünür denmiş.
c. İlk cümlede yaşadıklarından etkilendiği durumları anlattığı söylenmiş.
d. Üslubundan hiç söz edilmemiş.
e. Montaigne’ye yakınlık duyuyor.

Cevap: D
23.
a. Ben kimim diye sorgulattığına göre insanı kendisine tanıtıyor.
b. Okur kendisinin bilincine varıyor.
c. Geçmiş ve gelecek yok.
d. Düşündürüp sorular sorduruyor, bilinç kazandırıyor.
e. Güzel duyusal söylem, kullandığı dilin güzelliğidir.

Cevap: C
24.
Diyalog içten konuşma değildir, karşılıklı konuşma demektir.

Cevap: E
25.
Yüzünün güzelliğinden yanakları kızarmış bu yüzden de sevgili saçını ve yüzünü kapamış diyor şair. Halbuki sevgilinin kapanmasının nedeni utanması değildir, inanç nedeniyle kapalıdır sevgili. Başka bir sebebe bağlama bize Hüsnütalil sanatını verir.

Cevap: A
26.
Örneğin Ergenekon‘da demir dağı eritme vardı, ağaç Oğuz Kağan‘da çok önemliydi. Işık ve yay da göçebe Türk toplumunun faydalandığı unsurlar.

Cevap: E
27.
B ve E uyaksız olduğu için onalara hemen Cumhuriyet dönemi deriz, C ve D’de de dil çok açık. A’da ise ikbal, vuslat gibi Arapça sözcüklere yer verilmiş. Demek ki A klasik gelenek içinde yazılmış olabilir.

Cevap: A
28.
a. a/b/b/a: sarma uyak
b. Aydınlık serpilen bir şeymiş gibi somutlanmış anlatılırken.
c. 14′lü hece ölçüsü
d. Mecaz anlamlı sözcük varsa eğer bir şiir veya sözde orada çağrışım var demektir.
e. I ve IV’te -ak sesleri kökte yer alan aynı harfler, tam uyak. II ve III’te Aynı ek durumu olmadığı için -an’lar tam uyak.

Cevap: E
29.
Öznelse duygu var, nesnelse düşünce var demektir. Yazar sadece öznellik olmalı diyor, nesnellik yani düşünce olmaz. Yüreğin sesini soyut olduğu için ancak imge ve hayallerle anlatır. Sözcüklerin tınısı ritim duygusunu verir. Öznellik kişisel izlenimin verilmesi zaten.

Cevap: B
30.
Zaten soruyu görmesek bile farklı olan seçenek şöyle belli. Sadece C’de sanatlı, mecazlı anlatım yok, sözcükler gerçek anlamıyla kullanılmış. Zaten şairin yapmadıklarını söylediği şey de bu: Sanatsız şiir.

Cevap: C
31.
Alp Er Tunga aynı adlı destanın kahramanıdır. Kutadgu Bilig’de yok.

Cevap: A
32.
Gazetelerde makaleler, fıkralar, röportajlar, deneme yazıları yayımlanabilir. Ama günlük yayımlanmaz.

Cevap: E
33.
Orta oyunu, meddah geleneksel Türk tiyatrosu ürünü. Destan da sözlü dönem ürünü. Ama trajedi ve komedi Batı edebiyatından Tanzimat’tan sonra gelmiş.

Cevap: D
34.
Tuzsuz Deli Bekir kabadayı tiplemesidir. B’de verilen özellikler Çelebi tiplemesine aittir.

Cevap: B
35.
İslamiyet öncesi nazım birimi dörtlük. Beyit Divan edebiyatına geçerken başlar.

Cevap: C
36.
Nedim 18. yüzyıl.

Cevap: E
37.
Eleştiri içerikli şiirlere satirik denir.

Cevap: B
38.
Latifi: Tezkiret-üş-Şuara / Sinan Paşa: Tazarru-name / Nergisi: Münşaat / Naima: Naima Tarihi. Bu isimlerin düz yazı örnekleri bunlar. Ama Gülşehri sadece şiir kaleme almış.

Cevap: C
39.
Dilber ile Celal’in aşkını esaret teması vurgulanarak anlatan eser Sergüzeşt‘tir.

Cevap: A
40.
Nağme-i Seher, Recaizade’nin ilk şiir kitabıdır.

Cevap: E
41.
Flaubert, Madam Bovary‘de Emma’ya hayal kırıklıkları yaşatıyordu. Aynı Halit Ziya’nın Mai ve Siyah’ta Ahmet Cemil’e yaşatması gibi.

Cevap: A
42.
C’de Servetifünun hakkında tam tersi bilgi verilmiş. Onlar biçimcilerdir.

Cevap: C
43.
Soruda 40′a kadar denmiş, Garipçiler 40′ta ortaya çıkıyor.

Cevap: D
44.
Parçada verilen bölüm Halikarnas Balıkçısı’nın eserinden. Deniz Küstü Yaşar Kemal’in romanı.

Cevap: E
45.
Peyami Safa, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu‘nda, Doktor Ferit karakterini olağanüstülüklerle karşılaştırır.

Cevap: B
46.
A’daki eserler, Batılılaşmanın aile ve dolayısıyla toplum üzerindeki olumsuz etkilerini verir.

Cevap: A
47.
Faruk Nafiz Çamlıbel tanıtılıyor.

Cevap: B
48.
Sabahattin Ali Cumhuriyet öncesinde yoktur edebiyatta.

Cevap: E
49.
Aylak Adam Yusuf Atılgan’ın romanı, Huzur ve S. A. Enstitüsü Tanpınar’ın romanları.

Cevap: C
50.
Tutunamayanlar‘da Selim, Ortadirek’te Meryemce.

Cevap: D
51.
a. Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali’nin Balıkesir tarafında bir köyde geçen eşkıyalık sorununu anlattığı romanıdır.
b. Kaplumbağalar‘da Fakir Baykurt’un Ankara’nın bir köyünden hareketle sosyal sorunları anlattığı romanıdır.
c. Tütün Zamanı Necati Cumalı’nın Urla civarındaki tütün ekicilerinin sorunlarına değindiği romanıdır.
d. Rahmet Yolları Kesti Kemal Tahir’in eşkıyalık sorununu farklı bir bakışla anlattığı romanıdır.
e. Sonuncu, Tahsin Yücal’in sanat, basın dünyasından kapitalizme kadar kentli insanın yaşamındaki durumları irdelediği romanıdır.

Cevap: E
52.
Kemal Tahir’in Kurt Kanunu adlı romanı kent merkezlidir, siyaset başroldedir. Mustafa Kemal Paşa’ya 1926’da düzenlenen suikast girişiminin arka planını konu alır. Sait Faik’in Kayıp Aranıyor‘u, Tarık Dursun K.’nın Kopuk Takımı romanı, Orhan Kemal’in Arkadaş Islıkları romanı ve Attila İlhan’ın Sokaktaki Adam eserinin arka planındaki vurgu farklı olsa da başrolünde aşk vardır.

Cevap: A
53.
Turgut Özakman’ın Duvarların Ötesi, Haldun Taner’in  Günün Adamı, Necip Fazıl’ın Bir Adam Yaratmak, orhan Asena’nın Fadik Kız adlı eserleri tiyatro türündedir. Peyami Safa’nın Biz İnsanlar’ı romandır.

Cevap: B
54.
Bir Gün Mutlaka Ataol Behramoğlu’nun şiiridir.

Cevap: D
55.
Nazlı Eray eserlerinde hayal ile gerçek arasında kalmış kişilere yer verir.

Cevap: C
56.
Bizde olay öykücülüğünün en önemli ismi Ömer Seyfettin’dir.

Cevap: A
Başa Dön
Bu çözümler www.edebiyatsorulari.com tarafından hazırlanmıştır.