2010 LYS EDEBİYAT SORU ve ÇÖZÜMLERİ - 26 Haziran 2010

Soruları Görmek için tıklayın
Bu çözümler www.edebiyatsorulari.com tarafından hazırlanmıştır.
1.
Hayata eldivensiz dokunduklarına göre kendilerini çekmeden hayatın tam içinde olabilmişlerdir. Parçada “canınız yanar” dediğine göre güçlükler söz konusu. O zaman yazar bu güçlükleri doğrudan yaşayıp anlatan kişidir.
Cevap: B

2.
Bir gruba dahil olsalardı, belli kurallar çerçevesinde yazmak durumunda kalırlardı. Bu yüzden bulutsu sözü, burada yazarın içinde yer aldığı çerçevenin belirgin olmamasını, sınırlarının çizilmemiş olduğunu anlatır. Mozaik her zaman mecaz olarak çeşitlilik kavramını anlatır.
Cevap: A

3.
Soru eylemin nedenini, gerekçesini bulmamızı istiyorsa biz fiile neden sorusunu sorarız. Üçüncü seçenekte neden kederi yaşamalıyız sorusunun cevabı, olgunlaştırması olarak belirtilmiş.
Cevap: C

4.
Romanı özetlemek, kısaca onun konusunu anlatmaktır. Bir eserin konusu da yazar neyi anlatıyor sorusu yöneltilerek bulunur. Bu parçada yazar Gonçorov’un eserinin konusu III ve IV. cümlelerde özetlenmiş.
Cevap: D
5.
– “düş” ismi “-(ü)n” yapım ekini alarak fiil, “-ce” yapım ekini alarak isim olmuştur. “-ler” çoğul eki ve “-in” tamlayan ekini almıştır. Yani kelimede 2 yapım, 2 çekim eki bulunur.
     – “yan” ismi “-ı” iyelik 3. tekil kişi ekini ve kaynaştırma ünsüzünden sonra da “-i” ismin durum ekini almıştır. Yani sözcük 2 çekim eki almış, hiç yapım eki almamıştır.
    – “abar-” fiili “-t” yapım ekini almış ve sonra “-ı” yapım ekini alarak isim olmuş, “-lı” yapım ekini alarak da isimden türemiştir. Yani bu sözcükte 3 yapım eki var, çekim eki yok.
    – “gül-” fiili “-me”, “-ce”, “-sel” yapım ekleriyle isim olmuştur. Yani bu sözcük 3 yapım eki almış, çekim eki almamıştır.
    – “anla-” fiili “-t” yapım ekiyle türeyip, “-ım” yapım ekiyle isim olmuştur. “-a” ismin durum ekini almıştır. Yani bu fiilde 2 yapım, bir çekim eki vardır.
Cevap: B
6.
– “-dik” sıfat-fiil ekini alan sözcük “yerde” ismini belirttiği için sıfattır.
     – “-(ı)r” sıfat-fiil ekini alan sözcük “balıkçı köyü” isim tamlamasını belirttiği için sıfattır.
     – “-miş” sıfat-fiil ekini alan sözcük “yer” ismini belirttiği için sıfattır.
     – “-en” sıfat-fiil ekini alan sözcük “orman yolları” isim tamlamasını belirttiği için sıfattır.
     – “ıp” zarf-fiil ekini alan sözcük “gidiyor” fiilini etkilediği için zarftır.
Cevap: E
7.
– Cümlenin yüklemi “söylenmemiş, yazılmamış” fiillerdir ve “-me” olumsuzluk ekini aldıklarına göre biçimce olumsuz cümle oluşturmuşlardır.
     – Cümlede “över, yüceltir, adlandırır” sözleriyle üç yüklem kullanılmış. Bu yüklemler arasında bağlaç olmadığına göre bağlı değil, sıralı cümledir. Üç yüklem de ortak “Çiçero” öznesine bağlandığı için bağımlı sıralı cümledir.
     – Tek yüklemi olan bu cümlede fiilimsi kullanılmadığı için bileşik cümle olamaz, basit cümledir.
     – Olumsuzluk eki olmadığına ve yüklem sonda yer aldığına göre olumlu-kurallı cümledir.
     – Yüklemden sonra sözcük kullanıldığından devrik, yüklem bir sıfat grubundan oluştuğu için de isim cümlesidir.
Cevap: C
8.
– Yer-yön zarfı yoktur.
     – Kalma durum eki olan “-de”yi alan “dünyada” sözcüğü vardır.
     – “olup biten şeyler” yerine isim düşürülerek “olup bitenler” denmiş, adlaşmış sıfat örneklenmiştir.
     - Yeterlilik fiili “-ebil-”, olumsuzunda “bil” düşer “-e” kalır. “donatabilmesi”, “donatamaması” olarak örneklenmiş.
     - “birkaç yüzyıl” belgisiz sıfattır.
Cevap: A
9.
– Cümle sona ermiş (.).
     – “bir örnek” yükleminde “-dir” düşmüş olsa da cümle tamamlanmış kabul edilip (.) konur.
     – Cümle içinde alıntı sözlerden önce (,) gelir.
     – Cümle bitmiş (.).
     – “ah” ünlemi kullanıldığına göre (!).
Cevap: D
10.
“ut” isminde ünsüz yumuşaması olmalı, “udunu” şeklinde.
Cevap: B
11.
Son cümlede kurmaca dünyadaki ayrıntıların işlevlerinden, eklenecek cümlede de gündelik dünyadaki işlevsiz ayrıntılardan “oysa” bağlacıyla iki cümle arasında karşıtlık ilgisi kurularak bahsedilmiş.
Cevap: E
12.
İlk cümlede bir başkasının sözüne yer vererek alıntı yapılmış, arkeoloji amaçlı kazı yapmak ile şiir yazmak karşılaştırılmış, tarih vererek ve Sümerler’e dair kullandığı örneklerde nesnel veriler ortaya konmuş, arkeoloji ile ilgili terimlere yer verilmiş. Ancak paragrafta “… nedir?” sorusuna yanıt olmadığı için tanımlama yoktur.
Cevap: A
13.
“narin, şımarık gül” kişileştirmelere örnektir, 7. cümle yüklemsiz olduğu için eksiltili cümledir, güle verdiği adlandırmaları örneklemiş, çoğul ekiyle kullanılan birçok sözcük olduğuna göre çoğullaştırma da var; ancak cevabı bilinen bir soru cümlesi kullanılmadığı için sözde soru yoktur.
Cevap: C
14.
Baudelaire ve Ataç’ın tanıklığına yer verilmiş, Son cümlede sözüne hak vermemizin şartı olarak şiirin tadını almayı öne sürmüş yazar. Kişisel duygularla yazılan paragraf özneldir. İsimleri niteleyen sıfatlar kullanıldığına göre nitelemeler var. Olasılık yoktur.
Cevap: B
15.
Yazar gördüklerini tasvir ettiği için betimleme vardır. Üçüncü cümlede ayaklar pervaneye benzetilmiş. Olaylar bir zaman akışıyla verildiğine göre öyküleme de var. Yazar gördükleri hakkında bilgi verdiği için açıklama yapıyor. Nesnel veriler olmadığına göre kanıtlama da yoktur.
Cevap: E
16.
Cümle “ne var ki” ile başladığına göre bir önceki cümleyle anlamca uyumlu bir olumsuzluktan bahsedilmeli. Okur gerçekle kurmacayı karıştırır. Bu yüzden bir sonraki cümle yazarların bundan şikayetçi olmasıyla devam eder.
Cevap: A
17.
İlk cümle dilin etkileşim içinde olduğu kültür gibi öğelere yer verilmiş. Paragrafın tamamı dilin neden korunması gerektiğini anlatıyor. Son iki cümle kendi değerlerimizi nasıl yitirebileceğimize değiniyor. 3. cümle dilin nasıl korunacağını anlatıyor.
Cevap: D
18.
Çocukla olan diyalog kısmında bilgisayarın hakimiyeti ve masalın birçok kültürel öğeyle birlikte yok olmaya başladığı anlatılmış. Yine aynı örnekte çocuğun ninesi yerine bilgisayarı tercih etmesi D ve E seçeneklerini anlatır.
Cevap: B
19.
Paragrafta gerçeklere bağlı kalmaya değil, tam aksine gerçekleri düş dücüyle yoğurup anlatmaya vurgu yapılmış.
Cevap: C
20.
2. cümlede B seçeneği, 5′te C seçeneği, 6 ve 7′de D seçeneği, 4. cümlede de E seçeneği anlatılmış.
Cevap: A
21.
– Ocak değil içindeki yakacaklar tutuşur. Bu yüzden iç-dış ilişkisi kurularak mürsel mecaz yapılmıştır.
      – “beyaz” ve “karanlık” sözleriyle tezat yapılmış.
      – Yıldız göz kırptığı için teşhis yapılmıştır.
      – Nuh tufanına anımsatma yapıldığı için telmih vardır.
      - Soru sorulmadığı için istifham yoktur.
Cevap: E
22.
II, III, IV ve V. cümlelerde dizeler yağmur damlalarına benzetilmiş.
Cevap: B
23.
Örnek şiirdeki yalnızlık teması ilk beyitte de kullanılmış.
Cevap: A
24.
Eski tarz üzerine gazel söylemeye karşı çıkılmış şiirde. “tarz-ı kadim” tamlaması Türkçe kökenli sözcüklerden oluşmaz. “olmuyor” sözü tekrarlanmış. “olmuyor” yüklemi başta kullanıldığı için devrik cümleler vardır.
Cevap: D
25.
Değişiklik yapanların kim olduğu bilinmediğine göre bu eserler anonimdir.

Cevap: C
26.
I’de tragedya, II’de komedi, III’te tuluat, IV’te pandomim tanımlanmış. Cevap: A
27.
Makaleler açıklama amacıyla yazılır. Köşe yazılarında konu günceldir. Hitabet seslenmeyle yapılır. Masallarda tekerlemeler kullanılır. Otobiyografi yazarın kendi yaşamını anlatmasıdır, dolayısıyla I. kişinin anlatımı kullanılır.
Cevap: B
28.
Muhammes 5′er dizelik bentlerden, şarkı ve rubai dörtlüklerden oluşur. Bu şiir beyitlerle yazılmış. Mesnevide her beyit kendi arasında uyaklıdır. Gazelde ise bu örnekte görüldüğü gibi aa ba şeklinde uyaklanış vardır.
Cevap: D
29.
Hece sayısı 11′le eşitlenmiştir. “siyah ebru, ok gibi gamzeler” Divan edebiyatı mazmunlarıdır. Sevgiliye yazılımış bir dörtlüktür. Ölüm teması olmadığına göre ağıt olamaz, koşmadır. “çatma, atma, ağlatma” sözlerinde olumsuzluk eki “-me”ler rediftir. “-at”lar tam uyaktır.
Cevap: E
30.
7′li heceyle yazılmışlar. İlki abab, ikincisi aaba şeklinde uyaklanmış. İkisi de dörtlüktür. Doğaya ait nitelikler vardır. Ancak sadece ikincide sabır dilekleri vardır.
Cevap: C
31.
Karagöz oyunu gülmeceye dayandığı için ciddi bir hava taşımaz.
Cevap: A
32.
Divan edebiyatı konuşma dilini kullanmaz; aksine halka değil aydın kesime hitap eden ağır ve sanatlı dil kullanırlar.
Cevap: B
33.
Divan edebiyatında hikemi tarzın, öğretici, didaktik eserlerin en ünlü ismi deyince akla Nabi gelmelidir.
Cevap: E
34.
İlk üç seçenekte Tanzimat’la hayatımıza giren “millet” sözcüğü, son seçenekte de “hürriyet” sözcüğü var.
Cevap: D
35.
Zavallı Çocuk’ta Namık Kemal görücü usulü evliliğin kötülüklerini, kişilerdeki iktidar hırsının kötü sonuçlarını da Gülnihal’de işlemiştir. Yani bu eserlerinde vatan konusunu işlememiştir.
Cevap: C
36.
T. Fikret ve C. Şehabettin Servet-i Fünun şairlerinden, H. Ziya ve M. Rauf yazarlarındandır.
Cevap: B
37.
Hem Servet-i Fünun’da hem de Fecr-i Âti’de sembolik şiir tercih edilmiştir.
Cevap: E
38.
Servet-i Fünun şairlerinin diğerlerinde olduğu gibi Fikret de Türkçe değil, Arapça ve Farsça sözcükler kullanmıştır.
Cevap: C
39.
Adı verilen makale Namık Kemal’indir ve Milli edebiyatın dil anlayışını belirlemede etkisi olmuştur.
Cevap: A
40.
Mahur Beste Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanı, Sürgün Refik Halit Karay’ın, Aylak Adam Yusuf Atılgan’ın, Ölmez Otu Yaşar Kemal’in romanıdır. Makber ise Abdülhak Hamit Tarhan’ın şiir kitabıdır.
Cevap: D
41.
Fikret Servet-i Fünun topluluğuna bağlı batıcı, Ziya Gökalp Genç Kalemler topluluğunda Türkçü, Namık Kemal ise Osmanlıcıdır.
Cevap: C
42.
Abdülhak Şinasi Hisar Milli edebiyat sanatçılarından değildir.
Cevap: E
43.
Yahya Kemal “Ok” şiiri dışında aruzu kullanmış, Mehmet Akif de şiiri düzyazıya yaklaştırmıştır.
Cevap: A
44.
Kadın karakter yaratmada usta olan bu yazarımız Halide Edip Adıvar’dır.
Cevap: B
45.
Ö. Seyfettin ve Z. Gökalp ile Yeni Lisan’ı yaymaya çalışan diğer isim Ali Canip Yöntem’dir.
Cevap: C
46.
Safa, yanlış batılılaşmayı Fatih-Harbiye romanında işlemiştir.
Cevap: D
47.
Parçada Servet-i Fünun döneminin bağımsız isimlerinden Hüseyin Rahmi tanıtılmıştır.
Cevap: A
48.
Tanzimat dönemi romanları Araba Sevdası ve Felatun Beyle Râkım Efendi yanlış batılılaşmayı anlatır.
Cevap: C
49.
Parçada Ahmet Hamdi’nin Huzur romanı tanıtılmıştır.
Cevap: B
50.
Ahmet Haşim Arapça ve Farsça sözcüklerle yüklü ağır bir dil kullanır.
Cevap: E
51.
Ahmet Muhip şairliğiyle tanınır, öykü yazmamıştır.
Cevap: C
52.
Yeni Yalan Zamanlar İnci Aral’ın romanıdır.
Cevap: A
53.
Bu parçada yaşamdan bir kesit yorumsuz gözler önüne serilmiş, bilgi verme yok, dolayısıyla aydınlatma amacı vardır diyemeyiz.
Cevap: E
54.
Ömer Seyfettin olay öyküsünün en önemli temsilcilerindendir.
Cevap: D
55.
Modernizm merak öğesini vurgulamaz.
Cevap: A
56.
Hayatla ilgili gerçeği değil gerçeğin kendi üzerinde bıraktığı etkiyi anlatan akım izlenimciliktir.
Cevap: B
Başa Dön
Bu çözümler www.edebiyatsorulari.com tarafından hazırlanmıştır.